SİNEMA DA SINIR TANIMAZ: LGBTİ+ TEMALI 10 FİLM!

AHMET YILMAZ

LGBTİ+ temalı filmler listemiz güncel olmayan ve ana-akım sinemanın dışında kalmak gibi ortak özellikler taşıyan 10 filmden oluşuyor.

Seçtiğimiz filmlerin bazıları aynı zamanda, gösterildikleri dönem için kült olma iddiası taşıyor.

MADAME SATA

Hayatının yaklaşık 30 yılını hapishanede geçiren Brezilyalı, siyah bir kuirin yaşamını merkeze alan Madame Sata‘nın yönetmen koltuğunda Karim Aìonuz oturuyor. Senaryo, 1900’lerin ortalarında Rio De Janeiro’da Madame Sata olarak tanınan, kriminal kimliğiyle öne çıkan, yer altına itilmiş Joao Francisco dos Santos‘un gerçek hayatından esinleniyor. Film, Madame Sata’nın tutkusu, mizah anlayışı ve kararlılığının yardımıyla düşman bir çevrede nasıl ayakta kaldığını anlatıyor. “Madame Sata” prömiyerini 2002’de Cannes Film Festivalinde yaptı.

MUTLU BERABERLİK (CHUN GWONG CHA SİT)

Yönetmeliğini ve senaristliğini Wong Kar-wai’nin üstlendiği “Mutlu Beraberlik” yapıldığı dönem için Uzakdoğu sinemasının tabu yıkan örneklerinden biri kabul ediliyor. Macera için geldikleri Arjantin’de ilişkilerinin çıkmaza girmesiyle hayatları değişen Lai Yiu- Fai ve Ho Po-Wing’in sevgi ve öfkeyle örülen yaşamları şiirsel bir anlatımla öne çıkarılıyor. 1997 yapımı filmin ana mekanlarından olan bir tango barına yer yer Astor Piazzola şarkıları eşlik ediyor.

KADININ FENDİ (STRELLA)

2009 Yunanistan yapımı “Strella” oldukça cesur bir hikâyeyi ele alıyor. Yönetmenliğini Panos H. Koutras’ın yaptığı filmin ana karakteri Strella adında bir trans kadın. Atina’da yaşayan Strella’nın adı, bir kadın ismi olan Stella ve Yunancada deli anlamına gelen Trella sözcüklerinin birleşiminden geliyor. Hikâye Atina’da, bir ucuz oteldeki rastlantıyla başlıyor. Strella seks işçiliği yaptığı otelde yan odada kalan, hapishaneden yeni çıkmış Yorgos’la tanışıyor ve aralarında bir ilişki başlıyor. Bu ilişkiyle beraber gelişen olaylar filmi, Strella’nın hayatına ve geçmişine dair olağandışı bir noktaya sürüklüyor. İzleyenlerin yer yer bir modern Yunan tragedyasına benzettiği film özgün bir konuya sahip.

KIRIK (BENT)

Martin Shaw’un ünlü tiyatro oyunundan uyarlanan 1997 yapımı filmin oyuncu kadrosunda Clive Owen, Jude Law ve Mick Jagger gibi sürpriz isimler var. “Bent” 2. Dünya savaşı yıllarında, Nazi Almanyasında toplama kampına gönderilen iki eşcinselin platonik aşkını işliyor. Film, karakterlerin gurur, çaresizlik ve direnç ekseninde yaşadıkları deneyimleri izleyiciye dokunaklı bir biçimde aktarıyor. Bent’in ilk gösterimi Cannes Film Festivalinde yapıldı ve birçok festivalden ödül kazandı.

PETRA VON KANT’IN ACI GÖZYAŞLARI (DİE BİTTEREN TRANEN DER PETRA VON KANT)

Fassbinder filmografisi içinde adeta parlayan bir yıldız olan “Petra Von Kant’ın Acı Gözyaşları” toplamda 5 sahneden ve uzun, güçlü diyaloglardan oluşuyor. Moda tasarımcısı olan Petra’nın genç model Karin’e duyduğu saplantılı arzuya odaklanan, insanlar arasındaki iktidar ilişkilerini sarsıcı bir biçimde ortaya koyan filmin sanat yönetmenliği, kostüm ve mekân tasarımları da çarpıcı bir güzellikle öne çıkıyor.

ONUR (PRIDE)

2014 İngiltere yapımı “Onur” yaşanmış olaylardan esinleniyor. Film, 1984 yılı İngiltere’sinde, Thatcher hükümetinin muhafazakâr politikalarının hedefinde olan eşcinsellerin mücadelesini konu ediniyor. Aynı dönemde Britanya’yı büyük grevlerle sarsan bir başka topluluk olan madenciler, yine Thatcher hükümetinin hedefindedir. Londra’da bir kitabevinde örgütlenen bir grup gey ve lezbiyen LGSM (Lesbians and Gays Support The Miners / Lezbiyenler ve Geyler Madencileri destekliyor) oluşumunu kurarlar ve destek için bir madenci kasabasına doğru yola çıkarlar. Asla bir araya gelemeyeceği düşünülen bu iki toplumsal yapı arasında yaşanan dayanışma örneği filmde adeta büyülü bir anlatım buluyor. 2010 sonrası, Avrupa merkezli LGBTİ+ filmleri içinde en dikkat çekici yapımlardan biri olan Onur bir tarihi kayıt olma özelliği de taşıyor.

AKINTIYA KARŞI (CONTRACORRİENTE)

2009 yapımı “Akıntıya Karşı” Peru’lu yönetmen Javier Fuentes- Leon’un ilk uzun metraj filmi.  2010’da Sundance Film Festivalinden ödülle dönen film Peru’da, bir sahil kasabasında iki erkek arasında geçen yasak aşkı anlatıyor. Hamile olan karısıyla birlikte yaşayan balıkçı Miguel ve aynı kasabada tek başına gizemli bir hayat süren Santiago’nun gizli ilişkisi, olağan dışı bir kurguyla seyirciyi gerçekçi bir aşk hikayesinin içine çekiyor. Latin Amerika’da, büyüleyici güzellikte bir balıkçı kasabasında geçen filmin senaryosu oldukça çarpıcı.

NOVALİS’İN MAVİ GÜLÜ (A ROSA AZUL DE NOVALİS)

2018 Brezilya yapımı bir belgesel olan Novalis’in Mavi Gülü 40 yaşındaki Marcelo adlı karakteri merceğe alıyor. Sao Paulo’daki dairesinde yalnız yaşayan Marcelo yer yer mizahi bir dille hayatına ve çocukluğuna dair sarsıcı hikâyeler anlatmaktan geri durmuyor. Muhafazakar aile yapısı, HIV deneyimi, toplumsal ahlak gibi birçok konuda zihin açıcı monologlarla izleyiciyi ekrana odaklamayı başarıyor. Novalis’in Mavi Gülü Marcelo’nun gündelik pratiklerine şahitlik ederken bir eşcinsel erkeğin hayatı ve sanatı kavrayışına dair çizgi dışı ve cüretkâr bir film izlememizi sağlıyor.

SARIŞIN (THE BLONDE ONE)

2019 Arjantin yapımı Sarışın’ın yönetmen koltuğunda Marco Berger oturuyor. Film, Buenos Aires’in kenar mahallelerinden birinde aynı evi paylaşan ve aynı iş yerinde çalışan iki genç erkeğin hikâyesini aktarıyor. Oldukça durağan bir atmosferi olsa da filmdeki duygu trafiği bu durağanlığa bir hayli zıt yönde ilerliyor. Kamera açıları ve diyaloglarla yaratılan gerilim, filmin romantik akışıyla iç içe geçmeyi başarıyor. Sarışın başlarda klişe gibi görünse de gizli eşcinselliğe dair detaylı bir analiz sunuyor.

YÜRÜYÜŞ (PARADE)

Yürüyüş, geçmişte onur yürüyüşlerine yapılan saldırılarla gündeme gelen Sırbistan’dan LGBTİ+ temalı bir film. Konusu tam da bu hikâyeyi odağına alıyor. Belgrad’daki bir grup LGBTİ+ aktivisti süreğen bir baskı altındadır. Düzenlemek üzere oldukları onur yürüyüşünün tarihi yaklaştıkça homofobikler ve neo-naziler tarafından çeşitli saldırılara uğrarlar. Fag Hag bir kadının kilit rol oynadığı bazı rastlantılar aktivist grubun savaş gazisi, heteroseksüel, maço bir bodyguard ekibiyle yollarının kesişmesine sebep olur. Ve olaylar gelişir. 2011 yapımı Yürüyüş, hikayesindeki birçok dramatik ögeye rağmen mizahi tarafı güçlü bir film. Yer yer LGBTİ+’ları stereotipleştirmek gibi bir klişeye başvursa da arka planında Balkan kültürünü de alaya alan eğlenceli bir yönü var.


ÖNERİLEN