MODA FİLMLERİ HAFTASI: MİLANO

KANER KIVANÇ

Erkek moda haftalarındaki defileleri izlerken aklımda bir soru şekillenmeye başladı: Modaevlerinin koleksiyonlarını sunduğu bu döneme “Moda Filmleri Haftası” demek daha doğru olmaz mı?

Zira önceden davetlilerle canlı yapılan defileler, post-pandemi dünyasında yerini ekranlardan izlediğimiz kısa filmlere bıraktı. Herkesin dijital platformlara teslim olup, piyasada izlenmemiş dizi bırakmadığı bu günlerde, markalar sundukları kısa film performanslarıyla hayatımıza yeni bir soluk getirdi.

Gelenek bozulmadı ve sezonu Ermenegildo Zegna açtı. Geçen sezon Phygital’in (physical ve digital kelimelerinin birleşimi, yeni pazarlama terimi) öneminden bahseden Alessandro Sartori’nin dilinde bu sefer “Re-set” kelimesi vardı. Evle ofis arasında sıkışıp kaldığımız bu günlerde erkek gardırobunun ayarlarıyla oynama kararı alan Sartori, ev giyimi ile sokak giyimi arasındaki farkı neredeyse yok etti. Zegna filminin en çarpıcı anıysa, koleksiyona özel kurulan 12 odanın bir arada gözüktüğü ve 13. odada tasarımcıyı gazete okurken gördüğümüz sahneydi.

İkinci günün açılış filmini yapan ve dördüncü koleksiyonunu tanıtan Federico Cina’yı yakın markajınıza almanızı öneririm. Ben şimdiden birkaç parçayı alışveriş listeme ekledim. Koleksiyon sunumundaki model boş bir odada önce giyeceği parçayı ses kayıt cihazına kaydediyor, üstüne geçirdikten sonra o kıyafetle farklı sahnelerde beliriyor. 3 dakikalık kısa film, koleksiyonun hepsini tanıtmasa da sade ve etkiliydi.

Church’s de izlemesi en keyifli sunumlardan birini hazırlamış. Bir müzayede sahnesinin canlandırıldığı filmde, çoğunlukla yakın detaylarda gördüğümüz ayak sahneleri var. Filmin başından beri koşturan modelin amacı finalde belli oluyor: Açık artırmada satışa sunulan Church’s ayakkabılara en yüksek teklifi vermek.

Tasarımcıların sadece koleksiyon hazırlamakla kalmayıp, elini taşın altına koymalarından oldum olası etkilenmişimdir. Silvia Fendi’nin, Not Waving tarafından bestelenen defile şarkısına eşlik etmesi beklenmedik bir hareketti. Spotify’ı kontrol ettim ancak, şarkı henüz yerini almamış. Keşke gelse de playlist’ime ekleyebilsem dedirtti. Koleksiyondaki favori parçalarım ise kapitone tasarımlar oldu. Benim için en iyi kıyafet içinde rahatça uyuyabildiğimdir. Fendi’nin önümüzdeki kış için hazırladığı koleksiyonla şimdiden derin uykulara dalmaya hazırım.

Milano Moda Haftası’nın yeni misafirlerinden biri de İngiltere’den transfer olan Tokyo James. Tasarımcı koleksiyonunda Nijerya kültürünü, İngiliz terziliğiyle birleştiriyor. Eyo Masquerade festivalinden izler taşıyan kısa film şüphesiz en etkilendiklerimden biriydi. Ogidi Okunrin (güçlü adam) ismini verdiği koleksiyon, modern tavrı kadar işçiliğiyle de dikkat çekiyor.

Etro, moda filmi yapmak yerine defile videosu çekmeyi tercih eden markalardan oldu. Kısa filmler keyif verse de, defile izlemeyi özlediğimizi hatırlattı. Koleksiyondaki renklerin kombinasyonu, desenlerin ve parçaların bir araya getirilme şekli erkek giyimin yeni modunu çok iyi özetliyor: Rahat, umursamaz, eğlenceli. Ayrıca koleksiyondaki aksesuarlara dikkat! Airpods kılıfları ve yuvarlak mini çantalar favorilerim.

Ve sıra Milano Moda Hafta’sının en heyecanla beklenen işbirliğinde: Raf Simons ve Miuccia Prada, markanın erkek koleksiyonu için bir araya geldi. Yüksek beklentiler genelde hüsrana yol açar ancak, neyse ki bu sefer öyle olmadı. Koleksiyona damgasını vuran parça, her doku, desen ve renkte karşımıza çıkan içliklerdi. Ne kadar deneyselliğe açık, giyimimde her şeyi tecrübe etmeyi seven biri olsam da, stilime içlik eklemeyi bu kadar çok isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Teşekkürler Raf! Defileyi izlerken arada modellerin dans ettiği anlar da karşımıza çıkıyor. Sunum sonrası Miuccia ve Raf’ın  dünyanın dört bir yanındaki öğrencilerle yaptığı sohbette bu dansların sonradan eklendiği, aslında planlı olmadığı belirtildi. Modellerin müziğin etkisine kapılıp, kendi kendilerine dans etmelerinden etkilenen Raf, bu sahneleri eklemek istemiş. Bu arada Richie Hawtin’in ismini geçirmeden olmaz. Ne de olsa sezonun en iyi defile müziği ondan geldi!

Milano’da sunulan en iyi kısa filmlerden biri de Han Kjøbenhavn’a ait. Hans Christian Andersen’in distopik ve romantik The Rose Elf hikayesi tasarımlara eşlik ediyor.

Sunnei, moda haftasının aykırı çocuğu olarak video yerine www.playsunnei.it üzerinden bir oyunla koleksiyonunu tanıtmayı tercih etti. Şahane fikir evet, ama bir sorun var. Oyundan hiçbir şey anlamadım. Umarım tek anlamayan ben değilimdir…

Magliano sanırım en sevdiğim İtalyan markalarından biridir. Her zaman ilgi çeken bir tavrı olan marka, bu sezon da kısa filmiyle absürt karakterini ortaya koyup, en eğlenceli kısa filmlerden birini hazırladı. Spoiler vermiyorum ve izlemenizi tavsiye ediyorum.

Haftanın kapanış filmi Dima Leu’ya ait. Bu sezon dans konseptli moda filmi çok gördük. Ancak tasarımcı bu trendi kendi kültürüyle sunmak istemiş. Sizce, halüsinasyon anında bir grup Moldova halk dansçısının arasına düşmek keyifli mi olur yoksa ürkütücü mü? Filmi izleyip karar verebilirsiniz.

Milano moda haftasında sunulan tüm koleksiyonların videolarını buradan izleyebilirsiniz.


ÖNERİLEN