MODA ENDÜSTRİSİ 2020’DE KENDİNİ NASIL GELİŞTİRDİ?

ZEYNEP ENDERER

“Güç mücadeleden doğar” derler. Moda endüstrisi, geçtiğimiz sene pandemiden dolayı ayakta kalmak için büyük bir mücadele vermek zorunda kalmış olsa da 2020 kaosu sektörde güzel gelişmelere de sebep oldu. Birlikte geçtiğimiz yıla bir de bu açıdan göz atalım. Belki de bu gelişmeler bizim için yeni yılda ufak bir umut kaynağı olur!

ÇEŞİTLİLİĞİ İLE ÖNE ÇIKAN YENİ LİDER KADROLARI
Fotoğraf: Kristen-Lee Moolman

Sosyal medyada karşınıza çıkan haberlerden de fark etmiş olabileceğiniz üzere, geçtiğimiz sene birçok moda dergisi kreatif liderlik pozisyonlarına oldukça güçlü yeni isimler atadı. Bu isimlerin, tanınırlığından çok, sektöre kazandırdığı çeşitlilik dikkat çekti! En çok ses getirenler arasında: Harper’s Bazaar’da genel yayın yönetmenliğine Samira Nasr’ın ve dijital direktörlüğe Nikki Ogunnaike’nin, Vogue’da Avrupa yazı işleri direktörlüğüne Edward Enninful’un, The Cut’ta genel yayın yönetmenliğine Lindsay Peoples Wagner’ın, ve Dazed’de genel yayın yönetmenliğine Ibrahim Kamara’nın atanması yer alıyor.

Haziran ayının başlarında gerçekleşen Black Lives Matter (BLM) hareketleri şüphesiz, bu gelişmeye yol açan en önemli faktörlerdendi. Ahmaud Arbery, George Floyd ve Breonna Taylor’ın öldürülmesinden sonra, birçok marka ve sektör devleri, ırkçılığa karşı protesto eden halka desteklerini göstermek için şirket politikalarını tekrar gözden geçirip, kurumsal çeşitliliklerini arttırma sözü verdiler. Moda sektörünün bazı üyeleri ise, siyahi marka ve işletmeleri destekleme amacı güden yeni projeler başlattı. Bu projelerden en çok ses getirenler ise stilist Zerina Akers’in “Black Owned Everything” platformu ve Brother Vellies markasının kreatif direktörü Aurora James’in “15 Percent Pledge” projesi oldu. 2020’de gerçekleşen bu önemli ırkçılık karşıtı gelişmelerin moda sektöründe kalıcı, sistemsel bir değişimin temellerini atmasını umuyoruz!

YEREL İŞLETMELERE ARTAN DESTEK

Mart ayında pandeminin hayatımıza girişiyle, birçok küçük, yerel işletme karantina uygulamaları nedeniyle, işletmelerini ekonomik olarak ayakta tutmakta zorlandılar. Küçük işletmelerin, dev, global işletmelere göre çok daha az kaynağa erişebildiği için, doğal olarak Covid-19 dünyasında hayatta kalmaları da bir o kadar daha zor oldu. The New York Times’in raporuna göre, New York’taki küçük işletmelerin üçte biri 2020’den sağ çıkamadı. Buna rağmen takdir etmek gerekir ki, moda sektörü ve moda severler yerel favorilerine destek olmak ve onların seslerini duyurmak için çeşitli eforlar sarf ettiler. Mesela Instagram’ın Shop ekibi, desteğe ihtiyacı olan küçük, bağımsız kitapçılara yardım etmek amacıyla sayfalarında bir kitapçı rehberi oluşturdular ve profillerinin öne çıkan hikayeler bölümünde takipçilerine sevdikleri küçük markaları tanıttılar.

Dünyanın her yerinden insanlar, sevdikleri yerel mağazalara bağış sitelerinden yardım topladılar, ve sayısız influencer en sevdiği küçük markaları adlarını duyurmak ve satışlarını arttırmak adına sosyal medya sayfalarında paylaştılar. Online alışveriş ve bağış platformları insanların bu işletmelere destek göstermesi için önemli araçlar olduklarını bir kez daha kanıtlamış oldular!

YENİ İHTİYAÇLARA HIZLI ADAPTASYONLAR

Bu kriz ortamında, tahmin edilebileceği gibi tüketicinin modaya dair çoğu ihtiyacı bir çırpıda değişti. Sıklıkla ofise, yemeklere, partilere gitmeye alışkın tüketicinin hayatının büyük bir kısmı evde geçmeye başlayınca, yeni bir “normal” algısı oluştu. Yeni normal daha az süs, parıltı ve kesinlikle çok daha fazla konfor içeriyordu. İnsanlar, giyinirken vakit harcamaya, kombinleri üzerinde düşünmeye önceden sahip oldukları isteği, bu “yeni normalde” kaybettiler. Dolayısıyla Zoom toplantıları için yeterince şık, hemen sonrasında koltukta uzanmak için ise yeterince rahat kombinler tercih eder oldular. Birçok marka bu ihtiyacı başarılı bir şekilde öngördü ve bir sonraki koleksiyonlarına uyguladı. İlkbahar/Yaz 2021 koleksiyonları olabildiğince esnek ve rahat materyallerle üretilmiş triko ve eşofman takımlarıyla doluydu. Daha etkileyici olan ise, çoğu markanın bu yeni normali kendi kimlik ve DNA’sına uyarlayabilmesiydi.

Proenza Schouler RTW Spring 2021

Tasarımcı Christopher Esber, markasının kimliğine işlemiş olan seksi, bağlamalı ve kesik detaylı elbiselerini triko kumaşlarla gündelik kullanıma uygun hale getirdi. Proenza Schouler ise, pastel renkli triko parçalarını her zamanki deri aksesuarları ve çarpıcı desenleriyle birleştirerek markanın keskin, havalı ve modern imajını başarıyla devam ettirdi. Moda dünyasının vazgeçilmez markaları 2020’de müşterilerinin ihtiyaçlarını önemsediklerini ve onlara hızlıca adapte olabilecek donanıma sahip olduklarını göstermiş oldular!

ULAŞILABİLİR, DEMOKRATİK DEFİLELER

Normalde moda haftası defileleri özel ve kısıtlı sayıda davetlilerin katılabildiği etkinliklerdi. Koronavirüs, Paris Moda Haftası’nın ortasında Paris’te görülmeye başlayınca, markalar anında defilelerini ve özel gösterim randevularını iptal etmeye başladılar. Virüsün yayılımı devam ettikçe, Eylül’de yer alacak olan Ilkbahar/Yaz koleksiyonlarının fiziksel olarak gösterilemeyeceği de hızla anlaşıldı. Markalar bu soruna birbirinden farklı çözümlerle yaklaştılar, bu sayede biz izleyiciler de her yeni koleksiyonla farklı bir formda tanışma fırsatı bulduk. Altuzarra ve Khaite gibi analog hissinden beslenen markalar koleksiyonlarını davetlilerine özel kitaplar göndererek tanıtmayı seçerken, GCDS ve Daily Paper gibi sıradışı ve yeni nesil markalar CGI kullanarak tamamıyla dijital sunumlara yöneldiler.

Kısa moda filmleri ve canlı yayınlanan defileler de dijitale geçiş akımında sıkça rastladığımız sunum formları oldu. Bu dijitalleşme sayesinde herkes evlerinden çıkmadan, yeni koleksiyonları moda dünyasının VIP’leriyle aynı anda görme fırsatı buldu. Bu yeni sunum şekli, defile konseptini demokratize ederek, moda dünyasında kalıcı bir etki bırakabilir!

SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMA ÇABASI

Pandemi nedeniyle koleksiyon sunumlarının dijitalleşmesi, moda sektörünü sadece daha demokratik değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir hale getirdi. Fiziksel defilelerin sayısı azaldıkça, prodüksiyondan doğan gereksiz atıklar ve harcamalar da doğal olarak azaldı. Pandemi dönemi moda sektörü üyelerini düşündürüp, kendilerini yeniden konumlandırmalarına olanak sağladı. Kendini yeniden “konumlandıran” Gucci sezonsuz koleksiyon çıkarmaya, kadın ve erkek koleksiyonlarını beraber sunmaya karar verdiğini açıkladı. Bu süreçte tüketici de tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmek ve önceliklerini yeniden düşünmek için vakit bulmuş oldu. Bu yeni kazanılmış farkındalık, Marine Serre gibi eski materyallerden yeni parçalar üreten ve Maggie Marilyn gibi sirküler ve rejenere edilebilir parçalar üreten tasarımcıların dikkat çekmesini sağladı. 2020 moda sektörüne sürdürülebilirliğin sadece bir seçenek değil, bir gereklilik olduğunu göstermiş oldu!

Maggie Marilyn Resort 2021


ÖNERİLEN