Ryan Mcginley
Fotoğraf: Ryan Mcginley

KOVA ÇAĞI’NIN AYAK SESLERİ

DENİZ AKKAYA

Gezegenlerin hareketlerinin dünya üzerinde birçok doğa olayını etkilediği bilinirken, vücudunun %60’ı su olan bizlerin de bu hareketlerden etkilenmesine inanmak o kadar da radikal değil.

Astroloji, tarih ve zamanı, ekinoksların burçları oluşturan takımyıldızlar boyunca ilerlemesini izleyerek “büyük çağlara” ayırır. Ekinokslar, burçların her birinde 2000 yıldan biraz fazla bir süre kalır. Bu süreçte bulundukları burç, astrolojik olarak, dünya medeniyetleri ve kültürlerinde kritik bir etkiye sahiptir. Astroloji, anlaşılması ve mantığa oturtulması zor bir konsept gibi gelse de aslında oldukça bilimseldir.

İçinden çıkmak üzere olduğumuz çağ, Balık Çağı. Bu cümleyi iyice anlamak için öncelikle Balık burcunun temsil ettiği konulara bakmak gerekiyor. Geçtiğimiz son 2000 yıldan oluşan Balık Çağında, Hristiyanlığın ve İslamiyet’in yükselişini gördük. Bazı astrologların Balık çağının başlangıcını İsa’nın doğumuna ve özünde inanç, barış ve evrensel sevginin olduğu dinlerin çıkışına tarihlendirmeleri kesinlikle tesadüf değil. Ayrıca, Hristiyanlığın ilk sembollerinden birinin de balık olması, bir tesadüfün çok daha ötesinde gibi duruyor. Astrolojik çağların insanlığın gidişatına doğrudan etkisi vardır.

İlgili zaman aralığı göz önüne alındığında, bu gerçekten insanlık olarak balık burcunun ilkelerine uygun olarak evrildiğimiz bir süreçti. Evrim her zaman bir çeşit değişim içerir ve değişim her zaman beraberinde gerilim getirir. Bunun örneğini dünyadaki tarihi olaylarda hep görüyoruz aslında. Evi, anneliği temsil eden Yengeç çağında ilk insan yerleşimlerini, tarımı ve köyleri, İkizler çağında yazı ve tekerleğin keşfini ve Koç çağında fetihleri, dönemin iktidarlarının yayılmacı politikalarını gördük. Peki Balık çağında dinin ve diğer ideolojilerin gücünü gördüysek ve dünyayı bunlar kontrol ettiyse; Kova çağından ne zaman ve neler bekleyebiliriz?

Kova, teknolojiden çok daha fazlasıdır. Kova, toplumla da ilgilidir. Yaklaşık iki yüz yıl önce sosyal devrim çağına girdik. Bağımsızlık, kurtuluş ve düşünce özgürlüğü “aydınlanmanın” olmazsa olmaz parçalarındandır. Amerikan ve Fransız Devrimleri, 1960 ve 70’lerin kültürel evrimlerine kadar her şey aslında gümbür gümbür gelen Kova çağının habercisiydi. Yani daha gelmedik mi?

Fotoğraf: Ryan Mcginley

2020’nin önemi yüz yıllar önce Maya ve başka birçok gelişmiş uygarlık tarafından öngörülmüştü. Çünkü, bu yıl geçmiş ve gelecek arasında bir sınır çizgisi görevi görecek. Balık’tan Kova çağına geçiş döneminin sona erdiği yıl olmasıyla, şu an aksine inansak da, şahit olduğumuz için kendimizi şanslı saymamız gereken bir yılı yaşıyoruz.

Peki Kova çağı neden beraberinde devrimleri getiriyor?

Kova burcu Uranüs tarafından yönetilir ve devrim gezegenidir. Son birkaç yüz yıldır her türlü devrime şahit olduk diyebiliriz; tarımsal, endüstriyel, sosyal, kültürel, teknolojik… Değişim süreci kavramı başlı başına Kovayı temsil eder. Basit anlamda bir değişimden bahsetmiyoruz. Kova devrimi, daha önce imkansız olduğunu düşündüğümüz şeyleri mümkün kılan bir değişim türüdür. Aslında, son aylarda çok duyduğumuz “yeni bir normalin” gelişinden bahsediyoruz. Esasen kova, “yeni” ile ilgilidir. Bu nedenle, devrim, isyan ve şok edici olaylar; özgünlük, ilerleme ve yenilik kadar olasıdır. Kova çağı bize her ne getirirse getirsin, kesin olan tek bir şey var: geçmiş geride kaldı ve hayatımızın her alanını etkileyen yeni varoluş yolları bulmalıyız. Yeni çağ değişimle ilgili olabilir, ancak asıl önemli olan ona nasıl tepki verdiğimiz ve gelecek yıllarda kendimizi nasıl değiştireceğimiz olacak.

Halihazırda birçok ülkede otoriteye karşı ayaklanmalar ve otoritenin yapısında değişiklikler görüyoruz. Kova Çağı’nın ima ettiği şey, devrimlerimizin beklenmedik sonuçları olabileceğidir.

Fotoğraf: AFP

1623’ten beri en yakın karşılaşmalarında Jüpiter ve Satürn, bu ay akşam gökyüzünde tek bir yıldız olarak görünecek. Jüpiter ve Satürn birleştiğinde, yani aynı doğru yükselişe veya göksel boylama sahip olduklarında, buna “Büyük Kavuşum” denir; çünkü diğer gezegenlerle olan kavuşumların aksine, bu ikisi çok sık bir araya gelmez. Bir sonraki “Büyük Kavuşum” ise çok çok yakında: 21 Aralık 2020!

İnsanlar onlarca yıldır Kova Çağı’nın doğuşu hakkında konuşuyor ve birçok astrolog, 21 Aralık 2020’deki “Büyük Kavuşumun” Kova çağını resmi olarak müjdeleyen kozmik olay olduğuna inanıyor. Bu tarihte, güneş sistemindeki en büyük iki gezegen olan Jüpiter ve Satürn, yaklaşık 400 yıl sonra ilk kez kova burcunda hizalanacak! Ancak bu gezegenlerin Kova gibi bir hava burcuyla ifade edecekleri enerji, yılın başında konumlandıkları Oğlak burcunda ortaya çıkardıkları geleneksel ve otoriter titreşimden büyük ölçüde farklı olacak. Bu büyük kavuşum, teknoloji, tıp ve fikirlerde de birçok yeni ilerlemenin başlangıcını ateşleyecek. Ancak, Kova burcu insanlığı simgelediği için, ana tema toplumlar ve topluluklar olacaktır. 2020 boyunca baskılanmış toplulukların isyanlarını gördük. Kova çağının fragmanı niteliğindeki bu olayları sizin için analize ettik. Bölüm 1 için takipte kalın.

Kapak fotoğrafı: Ryan Mcginley


RECOMMENDED