GENÇ SANATÇILARIN HAYAL ETTİĞİ DÜNYADA YAŞAMAK: BÖLÜM 1

ESER ECE

“Hayır, hayır, hayır! Şu an tam da sanatçıların çalışması gereken zaman—her şey iyiyken değil, aksine ürkütücü olduğunda. Bizim işimiz bu!”

– politik bir durum sonrası depresyonda hisseden yazar Toni Morisson’un bir arkadaşı

…çerçevenin diğer tarafı

Harry Styles

Uzunca bir zaman evden çıkamadığım, biraz umutsuz hissettiğim, ülkede ve dünyada neler yaşandığını bilmezsem suçlu hissettiğim için beş dakikalığına Twitter’a bakıp daha da kötü olduğum bir 2020 gecesinde, gerçek bir müziksever gibi o haftanın Billboard 200 (ABD’de en çok satan albümler) listesine bakmaya karar verdim. Müzik listeleri hakkında makul düzeyde bilgi sahibi biri olarak, listeye ne zaman baksam yukarılarda olan ve bir önceki yıl yayımlanmış bir albümü tekrar en üstlerde görünce şaşırdım.

Albüm, Harry Styles’ın ikinci albümü Fine Line’dı ve onca ay geçmesine rağmen sadece en çok dinlenenlerde değil, plak satışlarında da hâlâ üst sıralardaydı ki yüksek plak satışları; insanların müziği içtenlikle kucaklayarak, materyalin kendisine dokunup arşivleyerek beraberlerinde taşımak istediklerinin kanıtlarından biri… Styles hakkında hatırladığım nadir şeylerden bazıları asla dinlemeyeceğim eski bir grubun üyesi olması, Gucci görsellerine bayağı yakıştığı ve saçını kestiği zaman çıkan sarsıntının nedenini anlayabilmek için internette arama yapmam gerekmesiydi… Bir de tabii yaptığı müziği dikkate almak için biraz fazla güzel bir adamdı… Fakat yine de plak şirketleri ve menajerlerin, müziği üst sıralarda tutmak için yapabilecekleri numaraların bir sınırı vardı ve sağlam bir fan kitlesiyle bile bu kadarı enteresandı. Sadece merak ettiğim için albümün ilk şarkısına tıklayıverdim…

Bir Y kuşağı müzik fanı olarak önyargılarımda daha fazla yanılamazdım çünkü tüm müzik, ruhunuza bir anda dokunmakla kalmayıp ergenlik zamanlarında gerçeklikten kaçarak sığındığınız dünyaya geri götürüyor gibiydi. Harry, başka birçok türden de etkilenip içlerinden kendi sesini bulduğu bir pop yıldızıydı. İki hafta sonunda albümdeki her sözü, aynı zamanda kendi ismini taşıyan ilk albümünü ve One Direction’dan What Makes You Beautiful şarkısını gayet iyi biliyordum… Sonrasında internetteki röportajları, eski videoları ve fotoğrafları araştırma süreci kendiliğinden geliyor, çünkü size bu denli dokunan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Sevmeye başladığınız bir sanatçının gerçekten de iyi, adil, kibar biri olduğunu görmeye başladığınızda değişik bir mutluluk yaşıyorsunuz. Özellikle de (JK Rowling gibi) sizi akıl almaz şekilde hayal kırıklığına uğratan bir “kahramanınız” olmuşsa, nihayet bu eserin samimi olduğuna inanabiliyorsunuz.

Bu Harry Styles çalışmalarından öğrendiğim bir şey, onun sahiden akıllı, yetenekli, şanslı bir insan olması ve yaşadığı karanlık, kaos dolu bir olayı dahi ışıklı, umutlu, ilgi çekici bir şeye dönüştürme kabiliyeti ya da isteğiydi. O ve 1D grup arkadaşları, menajerlik ekibinin kısıtlayıcı kuralları nedeniyle çok da özgürleştirici denebilecek bir deneyim yaşamamışlardı ve o sırada hâlâ çocuklardı. Şu an ise Harry’nin, onu her yerde takip eden ve insanların onları küçük kız çocukları olarak gördükleri için dalga geçtikleri büyük bir fan kitlesi var. Şarkılarının çoğunda ana yazar kendisi. Hâlâ bazı büyük medya gruplarının “işte açık bir şekilde LGBTQ+ olduğunu söyleyen sanatçıların listesi” gibi haberler yaptığı bir ortama maruz kalıp cinsel yönelimi konusunda sayısız soru alan isimlerden biri. Amerikan Vogue kapağına solo erkek olarak çıkan ilk kişi, kapak fotoğrafında elbise giydiği için onu “adam gibi adamları geri getirin” yorumuyla eleştiren Amerikalı muhafazakâr yazar Candace Owens’a, tam da aynı yorumu, muz yediği bir moda çekimi fotoğrafını paylaştığı Instagram gönderisinin alt yazısı olarak kullanabilen biri de… Cinsel yönelimi sorgulansa da beyaz bir adam olması ve kız arkadaşlarının da olması, muhtemelen onu toplumda çok dokunulamayacak bir yerde konumlandırıyor. Çünkü aynı kuralları ihlal eden bir kadın olsaydı, aynı hoşgörüyle karşılaşmayacaktı, ancak yine de tüm bu geçirdiği süreç hem onun için hem de ondan ilham alacak fanları için bir özgürleşme yaşı gibi görünüyor.

Sanatçıyı tanımaya başladıktan sonra sizinle paylaştığı işe geri dönüyor ve ona yeni bir gözle bakıyorsunuz. Birçok Harry Styles şarkısı ile bir ayrılığın üstesinden daha rahat gelebileceğiniz kesin; ancak Fine Line’daki Treat People With Kindness (insanlara nazik davranın) isimli, farklı tarzda, küçük bir şarkı, zamanla favorilerim arasına girip içimde tatlı bir ritimle çalmaya başladı. Bir süre sonraysa nezaket, naif bir düşünce olmaktan ziyade ulaşılabilirmiş gibi hissettirmeye başladı… #TPWK, oldukça kibar olmasıyla tanınan Styles ve fanları arasında küçük bir koda dönüşmüş, çünkü bu kalıbı, bir şarkıda söylemeden önce de kullanıyormuş. Yani şarkı yayımlandıktan sonra fanlar, çoğu defa, bir pop şarkısının müthiş akılda kalma kabiliyetiyle, zihinlerinde bu sözleri, belli bir titreşimde duyuyorlardı;

♬maybe… we can… find a… place, to feel good! and we can.. treat people… with kindness!

Styles’ın fan kitlesiyle dalga geçen insanlar pazarlama konusunda muhtemelen pek de iyi değiller, çünkü çoğunlukla Z kuşağından gelen bu grup; müziği ileriye taşıyacak, Styles’ı listelerin yukarılarında tutacak, konser mekânlarını dolduracak, kendisi gibi hisseden insanlarla tanışacak kitle… Sanatçı, şu an içinde yaşadığımız dünyanın, çoğu zaman hayal bile etmelerine izin vermediği şeyleri onlara sunduğu sürece devam edecek bir ilişki hem de…

Her sanatçı onun kadar yaratıcı özgürlüğe sahip değil tabii, ancak albümün ticari olarak en başarısız şarkısı TPWK, vermek istediği mesaj nedeniyle Styles tarafından tanıtım teklisi olarak seçildi ve Phoebe Waller-Bridge’in kendisiyle bir klip çekildi. Klipi siyah & beyaz seyretmek biraz tuhaf çünkü bende bu şarkı, içinden yıldızlar ve renkli ışıklar çıkan bir konfeti hissi uyandırıyor.


ÖNERİLEN