Fotoğraf: Emre Ünal

DEĞİŞİM TASARIMCILARI

DENİZ AKKAYA

Alışkanlıklarımızı değiştirmemizin gerekliliğini anladığımız bu dönemde, yalnızca sürdürülebilir değil aynı zamanda sosyal konulara karşı duyarlı ve üzerine düşeni yapan markaların gerekliliğini de farkına vardık.

Sizler için moda endüstrisine ışık gibi doğan 5 tasarımcıyı inceledik:

MARINE SERRE

Kendini “eko-fütürist” olarak tanımlayan Serre’nin tasarımları hem geleceğe yönelik hem de bir geleceğe sahip olabilmemiz açısından çok büyük önem taşıyorlar. Kumaşlarını etik yollarla elde etmesiyle birlikte kullanılmış kumaşları da ileri dönüşüm ile yeniden değerlendiren tasarımcı kıyafetlerini “geleceğin giysileri” olarak adlandırıyor. Instagram hesabında ileri dönüşüm videoları yayınlayarak adından söz ettirmeye başlayan tasarımcı, geçtiğimiz yıl eski tişörtleri patchwork elbiselere dönüştürme sürecini gösteren videoları ilk kez yayınlamaya başladığında, aldığı pozitif geri bildirime inanamamış. Nisan ayından bu yana, bir kot ceket yaptığı video Instagram’da 48.000’e yakın görüntülenme aldı.

Serre’nin genel olarak Mart ayından beri artan popülerliği de pandemi dönemiyle Gen Z başta olmak üzere, insanların artık daha etik ve sürdürülebilir markaları görmek ve paralarını bu markalara harcamak istemesine dayanıyor. Serre, pandemi dönemiyle ilgili, “Moda endüstrisini değiştirmekte zorlanıyorduk ve şuan hayatlarımızda yaşanan bu değişiklik, daha önce açmakta zorlandığımız kapıları açmamıza olanak sağlıyor. Daha fazla tanınmamız ve takdir edilmemiz bizim için çok yaratıcı ve motive edici sonuçlar doğurdu. Daha yapılması gereken çok şey olduğu bilinciyle, bu endüstriyi değiştirmek için bizlere çok fazla enerji ve cesaret verdi. Örneğin, yüzde 100 geri dönüştürülmüş ve biyolojik olarak çözülebilir malzemeler kullanmak ve en önemlisi de hammadde ihtiyacımızı Avrupa’dan yerli üretim ile tedarik etmek. Bu tarz seçimlerin sonuçları var ve başkalarının da bu seçimlere katıldığını görmek çok cesaretlendirici. Bu yolda yalnız olmadığımızı biliyoruz çünkü değişim yalnızca herkes aynı amaç için çalışırken olur.”

Yılın logosu haline gelen hilal ay baskısıyla 2020’ye hükmeden Marine Serre, sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığıyla umuyoruz ki moda endüstrisini de fetheder.

DİLARA FINDIKOĞLU

Büyülü kreasyonları ve özenli işçilikleriyle moda dünyasında kendine yer açan Fındıkoğlu’nun popülaritesi kendinden ve köklerinden ödün vermeyen estetik algısına dayanıyor. Dilara’nın dünyası, tarihin ve tarihi giysilerin sanat, esrarengiz, doğaüstü ve kusurun birbiriyle harmanlandığı bir dünya! Doğayla ve ruhuyla bütünleşmek, ilk günden beri Fındıkoğlu’nun markasının merkezinde yer aldı. Bugün podyumda sergilenen koleksiyonunun yüzde 60 ila 75’inin sürdürülebilir bir şekilde üretildiğini belirten Dilara, atıkları ortadan kaldırmak için vintage parçaları ileri dönüşüm yoluyla yeniden değerlendiriyor ve Türkiye’ye özgü el yapımı teknikler kullanıyor. Koleksiyonlarında kadın kolektifleri ile birlikte çalışarak, kadın iş gücüne de katkıda bulunmayı da ihmal etmeyen tasarımcı; romantik gotikliğinin içine Anadolu dokunuşları katmayı ve köklerini benimsemeyi hiç ihmal etmiyor.

Geçtiğimiz yaz #agirlcandowhatevershewantstodoindilarafindikoglu hashtagiyle kadın cinayetlerine dikkat çekmeye çalışan tasarımcı daha sonra; Ellie Grace Cumming’in stilistliğini, Olgaç Bozalp’in yönetmenliğini yaptığı kısa filminde de Mezopotamya’nın en büyülü şehri Mardin’de Şahmeran’ın hikayesini konu alan bir kısa film çekerek tekrar kadın cinayetleriyle ilgili bir farkındalık yaratmak istedi. Fındıkoğlu, AnOther Magazine’e verdiği röportajda “Unite & Rise & Pray for the Mother” adlı kısa filmi şöyle anlatıyor:

“Anadolu’nun diğer kadın tanrıçalarına benzer özellikleri olan Şahmeran, bir bilge, şifacı ve bereket&iyi niyet timsali olarak tanınıyor. Efsaneye göre sevdiği adam tarafından ihanete uğradığı için öldürülüyor. Onun hikayesiyle erkekler tarafından öldürülen diğer kadınların hikayeleri arasında güçlü bir bağlantı var. Projemizde Şahmeran, anaerkil enerjiyi geri getirmek üzere tekrar canlandırılıyor.”

CHARLOTTE KNOWLES

Annesinin aldığı dikiş makinesiyle 13 yaşında tasarım yapmaya başlayan Knowles, ortağı Alexandre Arsenault ile birlikte, kadın ruhunu kutlayan ve iç çamaşırlarından ilham alan parçaları dış giyim olarak konumlandırmaktan korkmayan bir marka! Pandemi nedeniyle Londra Moda Haftası’nda fiziksel defile yerine Henry Weir’ın yönetmenliğini yaptığı bir kısa film yayınlayan marka, çıktıkları ilk günden beri dijital çağın önemini farkında olduklarını vurguluyorlar. “Fashion East ile yaptığımız ilk koleksiyondan bu yana, dijital çağ ve bu çağın kadınların güçlendirilmesine yönelik bakış açılarını nasıl değiştirdiğiyle yakından ilgiliyiz. İnsanların neyin giymek için uygun olup olmadığına dair fikirleri değişti ve Instagram ile birlikte artık vücutlarımızı nasıl gösterdiğimizin kontrolü bizlerin elinde.”

Arsenault ve Knowles’ın başarısının temel unsurlarından biri dürüstlükleridir. Selfridge koleksiyonlarının parçası olarak, bir sürdürülebilirlik ile ilgili bir konuşma yapmaları gereken ikili, “tamamen sürdürülebilir olduğumuzu söyleyemeyiz dedik. Bunu bir pazarlama aracı olarak kullanmak istemiyoruz, birçok markanın “sürdürülebilirlik” terimini kullandığını görüyoruz, ancak bu sadece bir kot pantolon geri dönüştürmekten çok daha fazlası. Küçük bir marka olarak elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.”

Charlotte ve Arsenault ikilisi mayoları ve bodysuit’lerini rejenere edilmiş naylondan üretip, tüm atık malzemeleri dönüştürseler de koleksiyonlarını “sürdürülebilirlik” kelimesi arkasında pazarlamıyorlar. Yani elinden geldiğince sürdürülebilir olmaya çalışan marka, greenwashing’in de tamamen karşısında duruyor.

LUDOVIC DE SAINT SERNIN

Ludovic de Saint Sernin, tasarım ve yapım konusunda titiz bir yaklaşımla duygusallık ve cinsellik merceğinden görülen güzelliğe dönüşü temsil ediyor. 2018 İlkbahar koleksiyonuyla çıkış yapan Fransız tasarımcı Ludovic de Saint Sernin, kariyerinin hiçbir döneminde tasarımlarını cinsiyet normları çerçevesinde yapmamış. Ludovic yalnızca cinsiyetsiz tasarımlarıyla değil aynı zamanda tasarımlarının çoğunu Fransa’da yerli üretimi destekleyerek üretmesi ve tedarik zincirini bile sürdürülebilir uygulamalar ile yürütmesiyle; sahip oldukları büyük bütçeleriyle hem her bireye hitap etmenin hem de gezegenimize zarar vermemenin çok daha erişilebilir olduğu büyük markalara ders veriyor.

Robert Mapplethorpe gibi sanatçılardan ilham alan de Saint Sernin, cinselliğinin yönlerini keşfetmek için kıyafetleri kullanıyor. 90’ların süper model dönemini erkek giyimine uygulayan tasarımları, kampanyaları ve defileleri, Ludovic de Saint Sernin’i piyasadaki en cüretkâr erkek giyim markalarından biri olarak konumlandırdı. 70’ler ve 80’lerdeki New York S&M sahnesinin unsurları, kesilmiş kolsuz deri bluzlar, lavanta ve pembe dikişler ve deri bağcıklı pantolonlar içeren koleksiyonlarında görülebilir. 2018 Paris Moda Haftası’ndaki ilk çıkışından bu yana, bağcıklı külot, tasarımcının imza parçası haline geldi. Külot, leopar ve ışıltılı yapay elmaslar gibi farklı kumaşlarla tekrar üretildi ve şu anda markanın satışlarının neredeyse yüzde 40’ını oluşturuyor.

ISA BOULDER

Isa Boulder, her bir parçası geri dönüştürülmüş birinci sınıf kumaşlardan Bali’deki yerel ustalar tarafından yapılan, kendini sürdürülebilirliğe adamış, sorumluluk sahibi bir marka. Markanın kurucularından Basari, Londra’da bulunan Central Saint Martins’den mezun olduktan sonra, BBali’ye taşındı ve burada ortak bir arkadaşı aracılığıyla Bali’nin yerel giysi üretim endüstrisinde deneyimli Suri ile tanıştı. İlk görüşmelerinin ardından ikili marka konusunda ortak bir zemin buldu ve ardından ortak markaları ISA BOULDER’ı kurdular.

Yaklaşık 2 sene önce kurulan Endonezya merkezli mayo markası, baş döndürücü renk yelpazesi ve gösterişli dantel stilleri sayesinde moda endüstrisinde büyük ses getirdi.

Tüm ISA BOULDER parçaları, ya ISA BOULDER ekibi tarafından içeride ya da bir dizi “yetenekli” ve “yürekli” yerel zanaatkârdan temin edilerek tamamen el yapımı olarak elde ediliyor.


ÖNERİLEN