CİNSİYET: AKIŞKAN!

DENİZ AKKAYA

Tarih boyunca, moda ve kültür hep iç içe olmuştur. Bu da kıyafetleri, bedenimizi örten kumaşların ötesine taşıyor. Kendimizi, farklı kültürel ögeleri ve hatta politik inançlarımızı bile temsil edebilen giysilerimiz, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri gibi geleneksel beklentilere meydan okumanın bir yolu olarak da kullanılabilir. Moda tasarımcıları her zaman nötr cinsiyet fikriyle oynamış olsalar da şimdiye kadar ki unisex koleksiyonlar, uzun vadeli bir değişimden çok bir PR çalışması gibi gözükmekten öteye geçemedi. Ancak, daha küçük markalar ve yeni nesil tasarımcılarla birlikte, belki de endüstri nihayet, akışkan cinsiyetli olmanın erkeklerin elbise ve kadınların takım elbise giymelerinin ötesinde bir şey olduğunu anlamaya hazır.

Fotoğraf: Gucci

Gucci kreatif direktörü Alessandro Michele, defilelerinde kadınlara erkek koleksiyonundan, erkeklere de kadın koleksiyonundan kıyafetler giydirerek, resmen cinsiyetler arası bir ağ örüyor. Lüks moda çevresinde cinsiyet akışkanlığının daha fazla kabul edilmesi haliyle lüks ve hazır giyimi de etkiledi. 2016’da Ungendered (Cinsiyetsiz) koleksiyon çıkartan Zara’yı nötr cinsiyet bir koleksiyonla H&M takip etti.  

Renkli cinsiyet stereotiplerinin yeniden yapılandırılması Gucci gibi markalar sayesinde başladı. Gucci sadece renklerin cinsiyetlerle alakasını sorgulamakla kalmadı; aynı zamanda formların prangalarını da kırdı. 2016 defilesinde Gucci, kurdeleler ile süslü, çiçek baskılı ve bol ipekten yapılmış takım elbiseleri ile “maskülenliği” yeniden tanımladı. Koleksiyonun feminenlik ve maskülenlik arasındaki akışkanlığı, Gucci’nin üst düzey bir marka olarak ne kadar ilerici olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Markanın geçen sene çıkardığı parfümü Mémoire D’une Odeur’ün reklam filmi ise görmeye alışık olduğumuz hiperseksüel parfüm reklamlarının çok dışında, cinsiyet akışkanlığını harika bir şekilde ortaya koyan bir reklam filmi olmuş! Başrolü ise tabi ki de Harry Styles!

Cinsiyet fikriyle ustaca oynayan bir diğer ikili Mike Eckhaus ve Zoe Latta 2011 yılında deneysel ve cinsiyeti hiçbir şekilde baz almayan markaları Eckhaus Latta’yı kurdu. Onlar, markayı kurduklarından beri güzel ve giyilebilir tasarımları, cinsiyet nötrlüğüne gerçek ve doğal yaklaşımı ile moda endüstrisinin kalbini kazandı. Marka, cinsiyet fikrine meydan okuma gibi bir misyonla değil, bu fikri gerçekten hiç umursamadan yola çıkarak samimi ve gerçek olmayı başardı. Marka ayrıca e-ticaret sitesini cinsiyete göre değil, giysilerin türüne göre sınıflandırıyor. İkili, hiçbir zaman ayrı kadın ve erkek koleksiyonları ve defileleri yapmamakta da oldukça kararlı.

Fotoğraf: Jeff Katz

2002 New York Moda Haftası’ndaki ilk çıkışından bu yana, Rick Owens’ın her parçasında, modelin cinsiyeti fark etmeksizin bir cinsiyet akışkanlığı görmemek mümkün değil. Owens’ın dünyasında herkes bir pelerin giyebilir! Etek giyen erkekler ne yeni bir şey ne de modada yenilikçi sayılabilecek bir adım. Owens’a göre, herhangi bir giyim ürünü hiçbir şekilde belirli bir cinsiyete sahip olmamalı. İşte tam da bu yüzden defilelerinde, elbise giyen erkekleri hiçbir zaman cross-dresser (“karşı cins kıyafetleri giyen”) olarak tanımlamıyor. Yani Owens’ın giysileri, ağır cinsiyet etiketleri taşımıyor ve normları alt üst ediyor!

Bir röportajında, “Bu neslin neden cinsiyet akışkanlığını icat ettiklerini düşündüğünü anlamıyorum. 70’lerde bunu daha sert, daha güçlü ve daha yüksek ses getirerek yaptılar” diyen Rick Owens, aslında çok haklı. Akışkan cinsiyet trendinin tohumları, 60’lar sonu 70’lerin başında, Jimi Hendrix, David Bowie ve Prince’in payetli kimonoları ve feminenlikten korkmayan stilleriyle atıldı. Neyse ki Owens, Michele ve Eckhaus gibi tasarımcılar, akışkanlığı bir norm haline getirerek bu tohumu yeşertmeye çok kararlılar!

Kapak fotoğrafı: Jersey Heritage Collections


ÖNERİLEN