Fotoğraf: Erin Schaff, The New York Times News Service

BÖLÜM 2: BLACK LIVES MATTER

DENİZ AKKAYA

Gezegensel geçişler ve hizalanmalar insanlara geçmişteki devrimlerinde rehberlik etti ve bu yeni çağa girdiğimiz süreçte bizlere de rehberlik edecek. Black Lives Matter hareketinin bu yıl güçlü bir şekilde yeniden ortaya çıkmasıyla kova çağı, gelişini müjdelemişti!

2014’te Missouri, Ferguson’da polis şiddetine karşı yapılan protestoların ardından tanınırlığı artan kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütü Black Lives Matter, 2017’de Black Lives Matter Global Network Foundation Inc. olarak anonim hale geldi. Bu sene ise Floyd’un 25 Mayıs’taki ölümüne duyulan öfke, Amerika Birleşik Devletleri’nde polis vahşetine ve adaletsizliğine son verilmesi çağrısında bulunan protestolara dönüştü. Amerikalıların bıkmadan usanmadan sürdürdüğü protestolar, dünya çapında bir harekete yol açtı. Dayanışma protestoları, Floyd’un polis tarafından öldürülmesinden sonra haziran ayında tüm ABD’yi, ardından da tüm dünyayı sardı. Black Lives Matter’ın adı daha önce de duyulmuş olsa da bu seferki çok farklı; daha büyük, daha yaygın ve en şaşırtıcısı da beyazlar siyahlar kadar protestolarda yer aldı. Dayanışma amacıyla başlayan ancak daha sonra kendi sivil toplum hareketine dönen protestolar özellikle, birçok ülkede hala sömürgeciliğin etkileriyle boğuşan Afrika ve Orta Doğu asıllı göçmenlerin ve azınlıkların sistematik eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığı Batı Avrupa’da geçerli oldu.

Fotoğraf: Victor J. Blue, The New York Times News Service

Başkan Donald Trump ikinci seçimi kaybederek başkanlık görevinden ayrılmış oldu, ancak Black Lives Matter’ın başarmaya kararlı olduğu daha çok şey var! Gen Z’nin haksızlıklara boyun eğmeyen cesur ruhu, Amerikan halkının huzur ve refahının en büyük kurtarıcısı oldu. 2020 seçimlerinde her iki tarafın da yüksek oranda oy kullanmış olması aslında iki şeyi göstermektedir: hareketin gücü ve devam etme ihtiyacı. Yazın düzenlenen protestolar sırasında, siyahi seçmen kayıtlarında bir artış da dahil olmak üzere yüz binlerce insan oy kullanmak için kaydolmuştu. Yani, baskılanmış bu halk sokaktaki meselesini sandığa da taşıyarak, bu haksız düzene dur dedi!

Black Lives Matter 2013 yılında Alicia Garza, Patrisse Cullors ve Opal Tometi adlı üç siyahi kadın tarafından kuruldu. Bu üç güçlü kadın, değişim için daha sessiz bir strateji izlemeye karar verdi: Afroamerikan Sivil Haklar Hareketi’nin hataları olarak gördükleri şeylerden kaçınmaya çalışarak sessiz kaldı ve yerel aktivistlerin sorumluluk almasını kolaylaştırmak için sosyal medyayı kullandı. 2020 ABD seçimleri, bu stratejinin gücünü net bir şekilde gösterdi, çünkü siyahi, Latin ve genç seçmenler oy süreci boyunca çeşitli yerel organizasyonda görevler alarak seçimin adaletli olduğundan emin oldu. Aktivistler bu taktiği aslında onlardan önceki kadınlardan miras almış. Afroamerikan Sivil Haklar Hareketi’nin 1965 yılında Oy Hakları Yasası ile kazandığı zafer Ella Baker ve Fannie Lou Hamer gibi kadınların çalışmaları sayesinde başarılı olmuştu. 60’larda olduğu gibi 2020’de de siyahi kadınlar, Demokrat Parti’nin başarısının temelinde yattı. Kamala Harris’in ilk kadın başkan yardımcısı olmasının yanı sıra, Demokratik tarafta neredeyse 100 kişi olmak üzere toplamda 130 siyahi kadın senatör kongrede yerini alacak. Bu seçimin diğer bir kahramanı ise demokratik siyasetçi ve aktivist Stacey Abrams ve yöneticiliğini yaptığı Fair Fight hareketi oldu. Diğer organizatörlerle birlikte, 2016’dan bu yana, üçte ikisi renkli insanlardan oluşan, yaklaşık bir milyon ek seçmenin oy vermek için kaydolmasını sağlayarak Georgia’yı bir salıncak eyalet (swing state) haline getirdi.

Araştırmalar, ayrımcılığın hala birçok Amerikan şehrinde devam ettiğini ve çoğunluğu siyahi olan toplulukların gelişimini ciddi bir şekilde engellediğini gösteriyor. BLM’nin amacı, web sitesine göre, Anti-siyahiliği ortadan kaldırmak ve ABD’de siyahi insanların gelişebileceği bir toplum yaratmaktır. Black Lives Matter Global Network Foundation’ın Genel Müdürü Kailee Scales, “bizi ihtiyaç duyduğumuz kaynaklardan uzak tutmak için inşa edilmiş bir ülkede yaşıyoruz ” dedi.

Fotoğraf: Malike Sidibe, TIME

Mayıs ve haziran aylarında çok büyük şirketler bile ilk kez BLM hareketini destekler paylaşımlarda bulundular. Instagram’da gördüğümüz BLM paylaşımları, ırkçılık hakkında bilgi edinmemizi sağlayacak okuma listeleri, destek protestoları…Bunların hepsi harika ancak, bu hareketler büyük siyasi dayanışma çabaları ile birleşmedikçe köklü bir değişimden bahsetmemiz mümkün olamaz. Brezilya’da Marielle Franco gibi eşcinsel siyahi kadınlar öldürüldüğünde, Güney Afrika’da Robyn Montsumi gibi seks işçileri polis nezaretinde öldüğünde ve ABD’de Kiki Fantroy gibi siyahi translar öldürüldüğünde hükümetlerden, şirketlerden ve uluslararası kuruluşlardan aynı tepkiyi talep etmeliyiz.

Bu değişimin ilk adımı ancak, sistemik ırkçılığı ABD’de “bazen meydana gelen kötü olaylar” olarak ele almayıp, zaten bozuk olan sistemi yıkıp yeniden inşa etmeye başladığımız zaman atılacak. Eğer gerçek adımlar atmazsak, başladığımız yere, başka bir haykırışla geri döneceğiz ve dayanışma protestolarımız da zaman içinde anlamsız hale gelecektir. Bölüm 3 için takipte kalın.


ÖNERİLEN