BEKLENEN GERİ DÖNÜŞ: 20’LER!

DENİZ AKKAYA

Hepimizin geçen sene giyemediğimiz kıyafetlerimizi giymeyi sabırsızlıkla beklediği bir gerçek!

COVID-19 pandemisi, nasıl alışveriş yaptığımızdan nasıl çalıştığımıza ve egzersiz yaptığımıza kadar hayatımızda çok şey değiştirdi. Giyinme şeklimizin de bunlarla birlikte büyük bir değişimden geçtiğini gördük. Ofis kıyafetlerimizi, şık gece kıyafetlerimizi rafa kaldırarak, evlerimizde geçirdiğimiz bir yılla birlikte eşofman takımları vazgeçilmezimiz haline geldi. Pandemi sonrası, kesinlikle sosyal olarak yeniden bağlanmanın yollarını arayacağımız; giysiler, saçlar ve makyajların da bu terapinin bir parçası olacağı bir dönem olacak gibi duruyor. Bu size bir şey hatırlattı mı?

Kıyafetler, kendimizi gündelik ifade edişimizde büyük rol oynuyor. 2008’deki ekonomik bunalım çevrimiçi alışveriş patlamasına yol açtıysa, moda endüstrisinin bu pandeminin sonunda da bir yeniden doğuş yaşaması beklenebilir mi? Pandemi sonrası planlar için yapılan alışverişlerin arttığı ve hatta bunun ‘revenge shopping’ (intikam alışverişi) ile ilişkilendirildiği, son zamanların en çok konuşulan konularından biri. Şu anda tüm bu hayallerimiz aşılanma sürecine ve kısıtlamalara bağlı durumda. Eşofman sever olmaya bu kadar çabuk adapte olmuş olsak da yenilenen özgürlüğümüzü ve iyimserliğimizi yansıtan ihtişamı aynı hızla benimseyeceğimize hiç şüphe yok.

Tasarımcılar geçmiş dönemlerden ilham almayı severler ve pandemi sonrası sosyal hayatımızın nasıl 1920’ler sosyal hayatına benzeyeceği hakkındaki konuşmalar düşünüldüğünde, İspanyol Gribi sonrası hayata bakarak stil ve yaşam hakkında çok şey öğrenebiliriz. 1920’ler ile şimdiki dönem arasındaki köprüyü başka bir virüsün kurduğu aşikâr. 1918’in laneti İspanyol Gribi yaklaşık 500 milyon insanı enfekte etmiş ve 50 milyon ölüme neden olmuş. Ancak bu dönem, tıpkı 2020 gibi, aynı zamanda sosyal ve ekonomik değişimin hızlandığı bir dönem de olmuş. Birinci dünya savaşından ve tarihin en ölümcül salgınlarından sonra on yıllık bir sosyal özgürlük, kreatif patlama ve ekonomik yükseliş yaşandı. 1920’lerde insanlar yarın yokmuşçasına partiledi ve sosyalleşti, tıpkı bizim şu anda hayalini kurduğumuz gibi. 1918 virüsü, insanlığın şimdiye kadar yaşadığı en ölümcül savaştan daha fazla insanı öldürdü, ancak insanlığın sosyalleşme kararlılığını hiç azaltmadı.

2020’de yaşadığımız benzer bunalımlar ve içimizdeki daha iyi günlere inanma kararlılığı, 2021/22 koleksiyonlarında vücut buldu. Disko dönemi trendlerinin geri dönüşü, aşılanma sürecini bitiren ülkeler için, bu yazın parti havasına en uygun eşdeğeri olacak gibi görünüyor. Louis Vuitton, Balmain, Chanel gibi büyük markalar 2021 İlkbahar Yaz koleksiyonlarında payetler, lamé ve simli görünümler öne çıktı. Versace, Altuzarra ve Dior’un plaj baskıları, pandemi öncesi yaptığımız gibi seyahat etme ve yazın tadını çıkarma arzumuzun bir simgesiydi.

Sonuçları gerçek zamanlı olarak izlemek biraz gerçeküstü de hissettirmiyor değil. Özellikle spekülatif yelpazenin her iki ucundan gelen tahminlerin çoğunun gerçekleştiğini görüyoruz; baskılarda maksimalizm, harika örgüler, Regency dönemi korseleri ve Y2K tarzı, karışımdaki çelişkili trendlerden sadece birkaçı…

1920’lerde ‘flapper’ modasının önemi; daha kısa etek boyları, daha bol silüetler ve küt saçlar, kadınların daha önce erkekler için ayrılmış olan daha aktif rolleri benimsemesini yansıtıyordu, ancak bunlar aynı zamanda popüler kültürün simgesiydi. Bizim 20’lerimizde de giyinme şeklimiz yeni bir özgürlük duygusuyla şekillenecek. Kıyafet kurallarının olmadığı, her durum için nasıl giyinileceğine dair daha geniş bir kabul göreceğimiz bir dünyaya atacağız adımımızı.


ÖNERİLEN