APPLAUS FÜR GAZİNO NEUKÖLLN!

AHMET YILMAZ

Berlin son on yıldır Dünyadaki ‘trendsetter’ şehirlerden biri olarak kültürel göç için de önemli merkezlerden birine dönüşmüş durumda.

Berlin, 1960’larda başlayan Türk işçi göçünden beri Türkiyeli göçmenler için önemli bir merkez. On yıllardır kendi diasporasını oluşturan Türkiyeli göçmenlerin 3. kuşağı da haliyle Berlin’in sunduğu kültürel çeşitliliğin bir parçası olageldi. Ancak bunun yanında Berlin son on yıldır Dünyadaki ‘trendsetter’ şehirlerden biri olarak kültürel göç için de önemli merkezlerden birine dönüşmüş durumda.

Berlin’i tanımlayan çeşitli unsurlar var elbette. Bunlardan biri, şehrin bohem yaşama elverişli bir ortam sunması sayılabilir. Berlin Avrupa’nın en güçlü ekonomisine sahip ülkelerden Almanya’nın başkenti olmasına rağmen, şehir küresel ekonomiden oldukça uzak dinamikler üzerine kurulu. Kültürel ve sanatsal girişimler için çekici bir merkez haline gelen, Almanya’nın diğer eyaletlerine kıyasla yoksul sayılabilecek Berlin’in eyalet başkanı şehri “yoksul ama en azından seksi” diye tanımladığında Berlinliler tarafından sempatiyle karşılanan bir çerçeve sunmuştu aslında. Hareketli gece hayatı, veganlar için Avrupa’daki çekici bir merkez olması, sokak modasına yön vermesi gibi özelliklerinin yanı sıra Berlin LGBTİ+’lar için de bir göç rotası. Türkiye’den birçok kuir aktivist, sanatçı ve akademisyenin Berlin’i yeni bir yaşam destinasyonu olarak tercih ettiği açık. Son on yıldır Türkiyeli kuirler için hem bir etkileşim hem de üretim merkezine dönüşen şehirde çeşitli projeler hayat buluyor. Çoğunlukla İstanbul ve Berlin arasında bir köprü kurma işlevi de olan girişimlerin sayısı çoğalıyor.

Gazino Neukölln bu girişimlerden bir tanesi. 2017’de bir araya gelen topluluk ismini, nüfusunu büyük oranda yabancıların oluşturduğu Neukölln’den alıyor. Neukölln, zaman içinde T-rap’in önemli bir merkezine dönüşen Kreuzberg’le birlikte şehirdeki yeraltı kültürünün önemli taşıyıcısı olan semtlerden biri. Grup, web-sitelerinde kendini şöyle tanımlıyor:

Gazino Neukölln, ağırlıklı olarak Türkiye’den Arabesk / Pop hitlerinin yeni yorumlarını ve mash-up’larını çalan Berlin merkezli bir gruptur. Grup, son on yılda Berlin’i yaşam alanı seçen kadınlardan ve non-binary üyelerden oluşuyor. 2017’de yola çıkan Gazino Neukölln, SO36, Silent Green Kulturquartier ve Bi’bak gibi Berlin’in bazı önemli mekanlarında sahne aldı. Çok sayıda şarkı, tür, izleyici ve hikâye ile Berlin’deki kuir kültürel sahneye katkıda bulunmak istiyor ve uluslararası alanda daha fazla dinleyiciye ve işbirlikçiye ulaşarak göçmen kuir topluluğunu genişletmeyi hayal ediyor.”

Gazino Neukölln aslında bir ‘cover’ grubu. Performanslarında oldukça eklektik sayılabilecek bir repertuvara yer veriyor. Dijital ortamda ulaşılabilen kayıtlardan anlaşılabildiği üzere keman, darbuka gibi enstrümanların baskın kullanıldığı bir oryantal ambiyans oluşturuyorlar. Henüz yayınladıkları bir stüdyo çalışmaları yok, internet ortamından ulaşılan performansları bugüne kadar katıldıkları etkinliklerden yarı profesyonel aktarılmış kayıtlar. Konserleri, Türkiye’deki yerleşik gazino kültürünü bir anlamda ters köşe yaparak ona kuir bir perspektif kazandırdıkları izlenimi yaratıyor.

2019’da KuirFest Film Festivalinin Berlin ayağındaki açılış konserinde sahne aldıklarında, Rihanna’nın Diamonds hitiyle başladıkları konseri bir Bülent Ersoy şarkısıyla sürdürüp, sonra bir Mabel Matiz şarkısıyla taçlandırıyorlar. Yer yer 90’lar Türkçe pop hitlerine selam çakan eğlenceli bir repertuvar sunuyorlar. Vokaller daha çok bir koro atmosferinde, seyirciyi de içine katan interaktif bir tarzda performe ediliyor. Yine web-sitelerinden aktardıklarına göre “…farklı ve samimi bir atmosfer yaratmanın yanı sıra farklı müzik türlerini coğrafyalar ve tarihler arasında harmanlayarak gazino kültüründen kaynaklanan melezliği sürdürmeyi hedefliyorlar. Bu melezlikte Gazino Neukölln, müzik icra etmenin kuir potansiyelini seziyor ve takip ediyor.”

Gazino Neukölln, Berlin’de doğmuş büyümüş göçmen LGBTİ+’lardan farklı olarak, 2000’ler itibarıyla Berlin’e göç etmiş yeni dalga göçmen akımı içinden doğuyor ve Berlin’deki kültürel spektrumun içinde spesifik bir yer tutuyor. Grup, göçmen kuir topluluklar için önemi yadsınamayacak bir şey yaparak, T-rap ve benzeri ana-akım müzik türleri ve onun etkisine aldığı erkek egemen kültürle taban tabana zıt bir dünya görüşünü dışa vuruyor. Dolayısıyla hem müzikal hem sosyal anlamda kuirler için bir platform oluşturma çabasına katkı sağlıyor. Grup üyelerinden Nazlı bir röportajda yola çıkış hikâyelerini şöyle anlatıyor:

Biz kendimizi eğlendirmek için çalıyorduk. Gizem zaten müzisyen. Ulaş ve Pelin’in de olduğu bir gün kafamıza göre çaldık. Gazino adı nereden çıktı hiç hatırlamıyorum. Tam olarak gazino isminin kim tarafından hangi an atıldığı falan belli değil. Neden gazinoyuz ben bilmiyorum. Gazino ne konsept olarak gündemimizdeydi ne de farkındaydık bu kadar queer bir tarihi olduğunu. Bilinçdışı bir şekilde farkındaymışız belli ki. Biz evlerde kendimiz için çalarken 25 Kasım eylemine çağrıldık. Orada küçük bir kamyonda çarpışa çarpışa kolonların arkasında çalmış olduk. Sonra bizi orada duyan biri başka bir yere çağırdı. Böyle böyle aldı yürüdü.”

Gazino Neukölln’ün profesyonel bir müzik üretmenin yanı sıra, göçmenlik deneyimini eğlenceli hale getirmeye uğraşan, Türkiye’li kuirler için “gurbette” bir araya gelme imkanları yaratmaya çalışan bir hareketlilik içinde oldukları söylenebilir. Uzak bir ülkede, belli güçlüklerle karşılaşma ihtimali olan her komünitenin başvuracağı bir yöntemi müziğin ve gökkuşağının itici gücüyle -alkışı hak eden bir biçimde- hayata geçiriyorlar.


ÖNERİLEN